Karanlık Sözlük

Posted in Sözlük with tags on January 18, 2010 by bahadiricel

İlk roman olan “Karanlığın Ötesinde”de yer alan bir kısım tanımların yer aldığı bu sözlük okuyucular için Karanlık Serisi’ne dair hem unuttuklarınızı hatırlatacak hem de muğlak kalmış olabilecek bazı detayları netleştirebilecek.

Karanlık Sözlük

Atzhar Tokar: Çirkin suratlı adam eski bir yankesiciyken Herkna’nın çağrısına uyarak Batak Birliği’ne katılıyor. Ellerindeki maharet kadar kıvrak zekasıyla da ilgi çekici biri.

Aslan Pençesi Şövalyeleri: GökTanrı kültünün üç şövalye birliğinden biri. Kuzeyde konumlandıklarından yerel yaşama en çok ayak uydurmuş birliktir. Sürekli kış olan topraklarda aynı halk gibi barbarlara benzeyen bir hayat biçimi benimsemişlerdir.  Amblemleri göğüslerinde yer alan aslan pençesidir. Açık turuncu pelerinleri tercih ederler.

Arlok: Kartal Gücü Şövalye Beyi. Ak saçları ve esmer teni ile tüm kıtaya nam salmış acımasız bir komutan olarak biliniyor. Ancak şövalyelerin başına geçtiğinde masanın arkasındaki yerini almış ve şimdiki silahları kalemi ve sözleri. Kendi ürettiği ilginç deyimlerini kullanmayı seviyor.

Annamell: Kızıl saçlı kadın babasından yadigar olan ‘Neşeli Ejderha’ adındaki hanın patroniçesi. Daha otuzlu yaşlarına bile girmemiş olmasına rağmen çok seviliyor ve otoritesine saygı duyuluyor. Ayrıca hamarat kadın arada bir şehre uğrayan kolcu Kutnar’a da aşık.

Ayakaltı: Serena’nın hırsızlar, katiller, fahişeler barındıran tehlikeli mahallesi.

Batak Birliği: Serena Kuşatması’nda kanun dışı insanlardan oluşmuş birlik. Ödül ve af vaadi ile şövalyelerin hizmetine giren adamlardan oluşan birlik bir efsanenin başlangıcı oluyor.

Beowyn Lynador: Ay Işığı Avcısı olarak da bilinen adam karanlık caddelerde zikredilen tekinsiz bir isim. Yüzünde metal dolumlu bir yara taşıyan adamın yaşamış en usta suikastçı olduğu söyleniyor. İnsanüstü yetenekleriyle durdurulmaz bir katil olan adamın insan olmasına rağmen elf ismi taşıması ayrı bir muamma.

Borland: Archiedes’teki büyücü katedralinin efendisi. Babacan tavırlı, toplu ak büyücü, dışarlıklıların efsanede anlatılan kurtarıcılar olduklarına inanıyor. Onların yolculuklarına devam edebilmesi için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır.

Büyük Savaşlar (Eski Savaşlar) : Tanrıların da karıştığı rivayet edilen iyi ve kötü arasında yüzyıllar evvel gerçekleşmiş savaşlar. Serenia’nın bilinen tarihi bu savaşlar ile başlıyor.

Camilla: Genç, kızıl büyücü dışarlıklıların hayatını kurtarması ile onlara katılıyor. Ailesini karanlık ordu katlettiği için içinde derin bir hüzün ve intikam duygusu var ancak yine de kendi geleceği için doğru kararı vermek, hayatta kalmak endişesi de yakasını bırakmıyor. Sarışın kızın soğuk bir güzelliği var. İnsanlar güzelliğinden etkilense de giydiği büyücü cübbesi onları korkutuyor.

Cenk: Şövalyelerin ilki olarak anılıyor. Her şeyini GökTanrı uğruna feda edip onun savaşçısı olmuş. Efsanelerin anlatımı bu şekilde.

Çarpılmışlar: Yalanların Babası’nın yaratım denemeleri. Varolan ırkların ceninlerinin bozulması ya da çeşitli özelliklerin büyüyle tek bedende toplanması sonucu oluşmuş yaratıklar. Jezbeth, Threll, Zholf gibi bir çok çarpılmış türü Serenia’nın karanlık topraklarında yürüyor.

Denea: Aşk ve güzellik tanrısı.

Deliliğin Dağları: Asıl ismi Güney Duvarı olan dağ sıraları halk tarafından böyle adlandırılıyor. Karanlık toprakların sınırı olan bu dağlar geçit vermez sarp yamaçlar barındırıyor.

Derelan: Serena’nın garip baş veziri. Kel, yaşsız bir yüze sahip tüyler ürpertici bir adam. Nereden geldiği ya da nasıl bu kademeye yükseldiği bilinmiyor. Başşehirde onunla ilgili pek çok dedikodu dolaşıyor.

Erkan (Herkna): Sıradan bir mühendis iken kaderin onu götürdüğü evrenin uzak ucundaki sihirli topraklarda kurtarıcı olarak görülüyor. Aslında aklı karışık, evine dönmek isteyen genç bir adam.

Egilon: İki çocuk sahibi kel ve dökük dişli adam basit bir çiftçi. March şehrine bağlı bir köyde iki oğlu ve kardeşinin ailesi ile yaşıyor. Eşi küçük oğlunun doğumunda ölmüş. Dışarlıklılarla ilk karşılaşan Serenialılardan.

Gearlyn: Bilgi ve büyü tanrısı.

Gelon: Konfederasyona bağlı March şehrinin bir köyünde karısıyla birlikte yaşayan, bir kızı ve bir çocuğu olan çiftçi. Zayıf bedeni ve bitap hayatı ile ailesi için en iyisini yapmaya çalışıyor. Melisa hasta oğlunu iyileştirdiği için dışarlıklılara karşı minnet dolu. Dışarlıklılarla ilk karşılaşan Serenialılardan.

GökTanrı: Tanrıların en büyüğü ve iyiliğin, adaletin, kaderin tanrısı.

Görenler: Geleceğin güçlü olasılıklarını gördükleri rivayet edilen kahinler. Son birkaç tanesi kaldığına inanılıyor. Ağızlarından düşmeyen bir desturları var: “Yalanlar, gerçekleşmemiş olasılıklardır.” İnancı güçlü olanlarca bu söz kafirlik olarak görülüyor ve Görenler’in de en az karanlık kadar kötü olduğu düşünülüyor.

Gözcüler: Kudretli büyücüler tarafından yapılmış çeşitli şekil ve yaşamlardan ibaret bekçiler. Ak efendilere rüyalar yolu ile haber gönderen Gözcüler ağaç, baykuş, kaya gibi doğal varlıklar şeklinde olabilirler ve o yaşam formunun tüm özelliklerini taşırlar.

Hazeer: Askeri birliklerde, özellikle şövalyelerle hizmet veren sıhhiyeciler. Yaraların sarılması, ilk yardım gibi savaş alanında sağlık desteği veriyorlar. Eski zamanlarda Hazeerların iyileştirme gücü olduğuna inanılıyor. Ayrıca tüm Hazeerlar bu tıp eğitimlerinin yanı sıra gerektiğinde savaşabilmeleri için sıkı bir savaşçı eğitiminden geçiriliyor.

Hilal ve Yıldız: Herkna’nın sembolü.

Horun: Savaş ve yıkım tanrısı.

Karanlık Muhafızları (Karanlığın Muhafızları): Soluk tenleri, boş gözbebekleri ile Yalanların Babası’nın Serenia’da dolaşan yansımaları. Sivri çıkıntılara sahip zırhlar giyiyorlar ve karanlık ordularına komuta ediyorlar. Bir karanlık muhafızını öldürmenin tek yolunun kafasını kesmek olduğu söyleniyor.

Karanlık Topraklar: Yalanların Babası’nın hükmettiği, dağlarla çevrili topraklar. Tamamen kararmış oldukları söyleniyor.

Kartal Gücü Şövalyeleri: GökTanrı kültünün üç şövalye birliğinden biri (aslında eski zamanlarda dört olduğu söyleniyor.) Siyah zırhları ve kartal figürleri betimleyici unsurları. Şövalye sayısı en az birlik olmasına rağmen en acımasız ve sert şövalyeler olarak nam salmış durumdalar.

Kemlah: Serena’nın eski baş veziri. Başka ülkelerle anlaşma yapmaktan suçlu bulunduğu için ülkesinden sürülmüş yaşlı bir adam. İyi niyetli olduğu biliniyor ve şövalyeler onun bu şekilde suçlanmasından dolayı rahatsız.

Kılıçkıran: Sivri çıkıntıları olan bir kılıç çeşidi. Rakibin kılıcı çıkıntılara takılıp karşı tarafın atağını kestiği için bu adla anılıyor.

Konfederasyonlar: Batı şehirlerinin oluşturduğu büyük birlikler. Kuzey ve Güney Konfederasyonu olmak üzere ikiye ayrılıyorlar.

Koran: Serena Şampiyonu olarak da bilinen Kartal Gücü Şövalyesi. Daha şimdiden bir efsaneye dönüşmeye başlamış savaşçı, Serena kralı ve baş veziri tarafından bir tehdit olarak görülüyor. Güçlü vücudu, delici mavi gözleri ve karşı konulmaz dövüş yeteneği ile dikkat çekici biri.

Kral Odil: Serena’nın eski kralı. Ülkesine olan aşkı ve adaleti ile tanınıyor. Bilinmeyen bir lanet-hastalık sonucu gözlerini hayata yummuş.

Kral Uremil: Kral Odil’in oğlu. Babasının ölümü üzerine genç yaşta Serena kralı oluyor. Ancak bilgisiz, duygusal bir çocuk olduğu için başka güçlerin kuklası halinde.

Kurdun Umudu Şövalyeleri: GökTanrı kültünün üç şövalye birliğinden biri. İlk kurulan şövalye birliği olması ile ünlü. Diğer şövalye birliklerinden farklı olarak savaşçılarını çok yönlü birimler şeklinde yetiştirmeleri ile biliniyor. İzci Şövalyeler, Mühendis Şövalyeler, Diplomat Şövalyeler gibi…

Kutnar Onurluyürek: Genç yaşında savaşta yer almış yol gezer bir kolcu. Genelde izcilik, ücretli korumalık ve ihtiyaç anında ordulara kolculuk yaparak geçimini kazanıyor. Orta yaşlarını süren bu esmer, sakallı adam neşeli görünüşünün altında eskiden savaştığı batının kuşatılmış toprakları için derin bir hüzün barındırıyor.

Learyn: Genç Kartal Gücü Şövalyesi Melisa’nın korumalığını yapıyor ve kıza aşık.

Lerkha: Mernedla’nın sadık uşağı, onu sonuna kadar takip etmeye hazır.

Lodvag Zırhlıyürek: Kurdun Umudu Şövalye Beyi. Yuvarlak yüzünün ve gülümser ifadesinin arkasında çetin ceviz bir savaşçı ve endişe dolu bir komutan kimliği taşıyan sabırsız bir savaşçı.

Melisa: Sarışın, güzeller güzeli kız hemşirelik eğitimine devam eden bir üniversite öğrencisi. Uçları sarı, dipleri siyah olan saçları boya değil ilginç bir genetik tesadüfün sonucu. Tıp bilgisi ile Serenia’da dikkatleri üzerine çekiyor.

Merealis: Doğa ve yaşam tanrısı.

Mernedla: Serena’nın baş katibi. Yaşlı adam sıkı bir politikacı ve alim bir devlet adamı. Kendini krallığa adamış olduğu için kralı ve toprakları için en iyisini istiyor.

Merock: Düşük rütbeli büyücü Archiedes’in efendi büyücüsünün uşağı. İfadesiz yüzünün altında hassas bir insan gizliyor.

Minai: İnsanların Herkna dedikleri seçilmiş ruhu korumak için gönderilmiş elf kumandan. Elflerin tipik hor görüsüne sahip, ayrıca ırkına uymayan öfkeli ve kindar bir yapısı var.

Mirket: Köpek ile sincap arası, sansarı andıran evcil bir hayvan.

Mobidale: Özürlü çocuk genç yaşta Annamell tarafından evlatlık edinilmiş. Handa çalışıyor, hasarlı beyni gibi çarpılmış yüzünden eksik olmayan gülümsemesi ile dünyadaki her şeye iyimser bakıyor.

Morrick Taşkıran: Kızıl saç ve sakallara sahip olan savaşçı Cücelerin Prensi. Abisi tarafından insan krallıklarına elçi olarak görevlendirilmiş olduğu için Serena’daki konseye geliyor.

Murat: Neşeli, hayatı olduğu gibi kabullenen güçlü bir genç. Birkaç yıldır Melisa ile beraber ve kıza aşık. Gözlerini Serenia’da açtığında bulduğu durumu yadırgamaktan ziyade nasıl ayakta kalabileceğini düşünerek hemen harekete geçiyor.

Mynamar al’Turan: Umut Krallığının Kralı. Kuşatmaya karşı şu ana kadar kayıtsız görünen sessiz bir kral. Ancak her türlü yardımı yapmaya hazır.

Narkhen: Sarışın, iki metre boyunda dev gibi bir Kartal Gücü Şövalyesi. Koran’ın en yakın arkadaşı. Kötü espri anlayışı ve çözümü silahla, kavgayla aramaya düşkünlüğü ile ünlü.

Nazil Karaçekiç: Cüce mühendis. Siyah sakalları, geniş omuzları ile savaş aletlerine düşkün olduğu kadar savaş çekicine de düşkün. Heyecanlı ve hırslı bir karakteri var.

Neşeli Ejderha: Müdavimlerinin ‘Ejder’ dediği popüler han Annamell tarafından işletiliyor. Serena’nın gözde mekanlarından olup koyu birası ve lezzetli yemekleri ile ünlü.

Nuttilo Püsküllübela: Keşif yıllarında genç bir tifling. Hızlı reflekslere ve dikkatli gözlere sahip. Genelde aymazlığıyla ünlü ırkın bu neşeli üyesi minik bedeni, renkli elbiseleri, kalabalık saç tutamları ile evlere şenlik bir hırsız.

Prenses Lena: Kral Odil’in büyük kızı. Kral olan kardeşinin baskısı altında, ayrıca Kartal Gücü Şövalyesi Koran ile gizli bir aşk yaşıyor.

Rendor Yeşilçay: İri yarı hancı eski bir asker. Bedeni kadar koca bir yüreği var, hanına tutkuyla bağlı olmasına rağmen yaklaşan karanlık ordularına karşı elinden bir şey gelmemesi içini kemiriyor.

Ruhsuzlar: Yolunu kaybetmiş, kara varlığın lanetine uğramış kara büyücüler. Karanlığın gözleri olarak biliniyorlar. Fiziki bir bedenden azadeler. Dokunuşları lanetli ve bakışları delirtici.

Rusiela Ana: Serena’nın şifacısı. Bitkisel ilaçlar hazırlıyor, doğumlara yardımcı oluyor. İri yarı güçlü kadın halk tarafından büyük hürmet görüyor.

Sateyn Narinel: Umut Krallığı’nın elçisi. Genç politikacı yakışıklılığı ve çarpıcı yüz hatları ile atalarının arasında elf olduğunu belli eden bir insan.

Shenia: Şövalyelerin tarih, diplomasi, büyüye karşı korunma öğretmenliğini yapan ak büyücü. Ak saçları, minik bedeni, yaştan ziyade yüzü ile insan olmadığını belli eden kadın nesillerdir Kartal Gücü Şövalyeleri’ne öğretmenlik yapıyor. Kimse yaşını bilmese de ona karşı büyük bir sevgi ve saygı besliyorlar. Hatta çoğu şövalye ona ‘anne’ diye hitap ediyor.

Şahitler: Krallıklarda taç takma onayını veren seçilmiş devlet adamları. Kutlu bir görev olarak kabul edilir.

Taç Tutan El: Serena’nın kraliyet amblemi.

Tiflingler: Bir buçuk metreye varmayan boyları, çocuksu yüzleri ve sürekli neşeli hallerine kolayca içinizin ısınacağı ancak aynı hızla da ceplerinizin, çantalarınızı boşalacağı garip halk. Eline, ayağına tez; durmayan çenelere sahip; garip gelenekleri ile şaşırtmada usta bu gezgin ırkın eski zamanlarda kendini tasasızlığa ve neşeye fazla kaptıran elfler olduğu söylenir. Ve bir tanrı onları bu aşırılıkları için lanetleyerek (tiflinglere göre kutsayarak) bu hale getirmiştir.

Ülkeler Birliği: Büyük savaşlardan sonra kurulmuş ancak geçen zamanla ve aralarına giren husumetle dağılmış bir eski bir dayanışma antlaşması.

Vhiskes: Şans ve olasılıkların tanrısı.

Yokyer: Orklara vaat edilmiş öte dünya. Şamanların dilinden düşmeyen ölüm vaadi.

Zel’al Baldevuar (Yalanların Babası): Karanlığın arkasındaki isim. Tüm kötü olasılıkların vücut bulmuş hali. Kimse, kim ya da ne olduğunu bilmiyor. Nerede olduğu bile merak konusu. Kendisinin eski bir tanrı olduğu söyleniyor. İsminden korkuluyor ve ismini zikretmenin karanlık ruhları çağıracağı halk arasında rivayet ediliyor.

Son Umut Günlükleri 1

Posted in Günlükler with tags , , , , on December 1, 2009 by bahadiricel

 

Tanrım, elime kuvvet, dilime beceri ihsan eyle…

Aziz dostlarım, iyi bir anlatıcı olduğumu söylerler ancak ne kadar iyi bir yazarım? Buna karar vermek size kalacak. Fakat şunu bilin ki acizane şahsiyetimin tek emeli vuku bulmuş, bu inanılması güç olayları size tüm çıplaklığıyla anlatabilmek.Bir çok insanın görmeyi bırakın, hayal bile edemeyeceği şeyler gördüm, birçok ömrün yaşayamayacağı şeyler yaşadım. Kayıp bir gezegenin sürekli gölgede kalmaya mahkum bir yarısı veya sonsuz bir çölün kumlarına düşmüş bir kum saatinin içindeki kaviste takılmış, camın öte yanındakilere gıptayla bakan bir kum tanesi gibiyim. Umudun düşüşünü gördüm ve küllerinden tekrar kendi ayakları üzerinde yükselişini. Ancak geriye dönüp baktığımda her şeye tekrar başlamak o kadar zor geliyor ki. O günkü ben ile bugünkü ben o kadar farklıyız ki…

Ne kadar doğrudur bilemem ancak ‘Başlamak bitirmenin yarısıdır.’ derler. Keşke buna ben de inanabilsem. Anlatılacak çok şey var ve ne kadarını anlatmayı başarabileceğimde bir başka soru işareti. Geride bıraktığım bir hayatta deniz manzaralı bir balkon hatırasına bir virgül koyarak ve bildiğiniz tüm dünyayı ve evreni hiçe sayarak başlamak…Çünkü burada birlikte, siz ve ben, kılıçların şarkı söylediği, baltaların ıslık çaldığı bir diyara yolculuk yapacağız. Varolan ve olmuş olanlara tanıklık etmiş bir dünya. O bilindik İstanbul semalarından hayallerinizin ucundan bile geçemeyecek, unutulmuş diyarlara bir yolculuğa çıkacağız. Sırt çantalarınızı doldurun ve teçhizatınızı hazırlayın. Ruhlarınızı da…Gerçi hiçbir şey sizi böyle bir kıyametin haykırışına hazırlayamaz, varolmayan bir coğrafyanın haritasında işaretlenmiş, tüm hayatların sorumluluğuyla lekenmiş lanetli bir hayat hikayesi. Mumun soluk ışığında kelimelerin hayat bulması ve anılarımın kuytu ve karanlık köşelerine elimdeki meşaleyle yürüme cesaretini bulmayı bekliyorum.

Olmuş olanın yarısını belki ben anlatamayacağım ve anlatılanların yarısını belki siz kabullenemeyeceksiniz. Ancak beni ve sevdiklerimi bu kadere sürükleyen kudret kalemime güç versin; anlatılanlar yaşanmış başka bir gerçekliğin ta kendisi. Bir çeşit ‘dünya tarihi’ diyebiliriz. Ağza alınması bile varlığımızı sarsacak puslu bir yansıma olan ve yeni kitapların kokusunu taşıyan bir tarih…Sizden inanmanızı beklemiyorum ve inananların da bu gibi şeyler ümit etmesini ancak bilin ki, bu olayların büyük kısmına şahit olmuş ve eksik noktaları bizzat yaşayanların hatıralarından tamamlamış olan ben dahi olayları tam anlamıyla kabul edebilmiş değilim. Şu anda burada oturmuş, bu büyük devinimleri kaleme almayı tasarlarken dahi birçok şey vuku bulmakta. Sevgi, güç ve onur adına.

Her şeyin başlangıcı ve sonu o kadar farklı ki şimdi nereden başlayacağımı bilemiyorum. Ancak ne demişler ‘Her son, yeni bir başlangıca gebedir.’. Ben de sizi bir insanın bildiği hayatının son gününe götürüyorum. Zira o gün, o insan büyük bir yolculuğa başlayacak. Bir çokların umudunu yeşerteceği ve bir daha asla eskisi gibi olamayacağı bir yolculuğa.

Yazılanların bir gün, bir yerlerde okunması dileğiyle…

 

Kış Ortası Zamanı

Son Umut

Yaratılış’tan…

Posted in Efsaneler with tags , , , , , , , , , on November 13, 2009 by bahadiricel

Yaratılış’tan…

Bir boşluk idi evren, ne gök vardı ne bir yer,

Sonsuz karanlıklar içerisindeydi her yer.

Tengri uçuyordu, yoktu bir yer konacak,

Arıyordu bir yuva, bir yer, bir bucak.

Bir anda içi kutsallıkla doldu,

Varlığını dolduran ses ona çare buldu.

Elini uzat taşı tutacaksın, taşın efendisi olacaksın.

Tengri uzattı ellerini tuttu yer kürenin köklerini.

Artık Tengri memnundu, yaşayacak bir yer bulmuştu.

Artık vakti gelmişti yeri göğü yaratacak,

Bu yerküreyi hayatla kuşatacak.

“Bir dünya istiyorum bir ırkla yaratayım,

Bu dünya nasıl olsun hangi boyla yaratayım,

Bunun çaresi nedir, ne yolla yaratayım?”

Kutsal ses yine dolmuş içine,

“Yaratmak istiyorsan eğer

De ki ‘Yaptım, oldu!’, başka bir şey söyleme,

Hele yaratır iken ‘Yaptım olmadı!’ deme!”

Tengri’nin kulağından bu buyruk hiç çıkmadı,

Zaten ondan sonra da başka ilahi ses duymadı.

Tengri yere baktı “Yaratılsın yer!” dedi,

Kat kat toprak, çeşit çeşit bitki hayat buldu,

Göğe baktı “Yaratılsın gök!” dedi,

Mavi gök bulutlarla bezendi.

Sonra Tengri yeryüzünü sabit tutmak için,

Bir yoldaş aradı için için.

En sonunda yerküreyi taşıyacak bir kurt bulmuş,

Yeri kafasını kuzeye çevirmiş kurdun sırtına koymuş.

Onun başı az düşse tufanlar başlar imiş.

Bu yüzden bu baş kımıldamasın diye,

Tengri görev verdi Budinre’ye.


Başı zincirler ile, bu yüzden bağlanmıştı,

Başın oynamaması bu yolla sağlanmıştı.

Tengri bu işi verdi Budinre’ye

Budinre düzeltti, başı dönse nereye.

Günlerden bir gün yine, yer suya gömülmüştü,

Çünkü kurdun başı aşağıya düşmüştü.

Dünya yaratılışı, altı günde olmuştu,

Yedinci günde ise, Tengri uyumuştu.

Bir gün yattıktan sonra, Tengri kalktı yine,

Etrafına bakındı neler yarattım diye.

Bizimkinden başkaydı kendine eş dünyası,

Onun değildi yalnız, Ay ve Güneş dünyası,

Milyonlarca ayrı dünya da fazla yaratılmıştı,

Birer cehennem ile, bir de yer katılmıştı.

Tanrılar barınağı, El-Sheiman-Tengri,

Cehennemin adı, Zevul-Golgoth-Sheitan,

Cehennemi yaparken Tanrı hiç boş durmamış,

Matel Zhabar adıyla bir de mühür atamış.

Doksan dokuz dünyanın, ortancalar ortası,

Adı Essera Serenai, Gök dünyası.

Bu dünya gözdesi imiş Tengri’nin,

Merealis, Denea, Gearlyn ,

Ve ‘Adı Verilmeyenin’

Cehenneminde herkes Baalzevul der,

Biri bu cehennemi idare eder baştan.

Dünyamıza gelince, dünyalar düzeninde,

En güzel olanıdır, nice ırk yaşar içinde.

Sanma ki bizim dünya, dünyalar içinde tektir.

Otuz üç katlı gökle, dünya çok çok yüksektir.